Psikoloji

Bir Psikoloji Nasıl Oluşur

İzzet Güllü
2 Aralık 2025
4 dk
Bir Psikoloji Nasıl Oluşur
Barış Manço’nun o unutulmaz şarkısındaki gibi, bizim mahallede de bir Ahmet Bey vardı. Ne tam garip bir kuldu, ne de çok özel bir insan. Herkes gibi biriydi işte… Kendi halinde, kendi dünyasında, kendi yürüyüşünde

Barış Manço’nun o unutulmaz şarkısındaki gibi, bizim mahallede de bir Ahmet Bey vardı. Ne tam garip bir kuldu, ne de çok özel bir insan. Herkes gibi biriydi işte… Kendi halinde, kendi dünyasında, kendi yürüyüşünde.

Bazen bizim evin önünden geçerdi. Bazen aylarca hiç görünmediği olurdu. Bazen de anlam veremeyeceğin şekilde üç gün üst üste önümüzden yürürdü. Hatta bazı günler günde iki kez, üç kez geçerdi.

Hadi şimdi aynı Ahmet beyin sizin evin önünden geçmeye başlasın. Önce hiçbir duygu yoktur ona karşı. Ne duygun vardır Ahmet'le ilgili, ne tepkin, ne soru işaretin. Adam sadece yürüyordur. Sen de kendi hayatına bakıyorsundun.

Sonra bir gün biri çıkar ve sana şöyle der:

— “Bu Ahmet buradan çok geçiyor. Bir sıkıntı var bunda. Bu durum normal değil.”

Daha önce aklına gelmeyen o soru, bir anda zihnin kapısını çalmaya başlar:
“Gerçekten sıkıntı mı var?”

Derken adam yürümeye devam etti, ama bu sefer onun yürüyüşünü sen farklı görmeye başladın.

Her geçişinde gözün üzerine kayar oldu.
Bir tedirginlik, bir merak, hafif bir güvensizlik… Belki de tuhaf bir korku... Daha önce olmayan şeyler, şimdi birden gerçekmiş gibi hissettirmeye başladı.

Sonra başka biri geldi:
— “Ahmet kötü insandır, bozuk insandır.”

Bak şimdi… O ana kadar Ahmet senin için sıradan bir komşuydu. Ne sevdiğin, ne nefret ettiğin biriydi. Haliyle duyguların da nötr idi. Senin için sadece yürüyen bir insandı, Ahmet.

Ama sana bu ikinci kodlama da yapılınca, aynı Ahmet bir anda “tehlike” kategorisine kaydı. O adam değişmedi… Ama senin zihnindeki Ahmet değişti.

Ve ne oldu? Artık Ahmet’i her gördüğünde bir şeyler oluyordu içeride: Bir sıkışma, bir huzursuzluk, bir öfke… Belki korku, belki tedirginlik… Duyguların hasta mı oldu? Hayır. Duyguların sadece değişti. Kodladılar seni ve duyguların da kodlandığın yönde değişti sadece.

Seni etkileyen Ahmet değil… Ahmet’le ilgili zihnine işlenen algı. Sen Ahmet'i tehlikeli algılamaya başladın, beynin de bu algıya uygun psikoloji üretti. Psikoloji hastalıktan yahut travmadan değil, algıdan doğdu.

İşte seni doktor doktor gezdiren psikolojin de tam olarak böyle oluşuyor. Düşünceleri de tıpkı Ahmet gibi ele al.

Bir düşünce gelir… Normalde hiçbir anlamı yoktur. Geçip giden bir görüntü gibi. Sıcak havalarda arkana takılan gölge gibi. İlgilenmesen, önüne bakıp yürüsen sorun yok. Ama nasıl ilgilenmeyeceksin ki! Sana onu hayalet diye öğrettiler. Sen de arkandan geleni hayalet olarak algıladığın için ilgilendin. İlgilendikçe daha çok etkilendin. Sonra çıktılar ve sana, bak seni hayalet etkiliyor dediler. Sen de başladın, hayalet sandığın gölgenle kavgaya.

Bu arada Ahmet'i unuttuk. Ahmet'le devam edelim biz. Biri sana yıllarca “Bu düşünce kötüdür, bu duygu tehlikelidir” diye kod yapmışsa, o düşünceyi her gördüğünde Ahmet’e verdiğin tepkiyi verirsin.

Çünkü mesele düşünce değil,
Düşünceye yüklenen anlam.

Mesele duygu değil, duyguya yapıştırılan etiket. Bir adama mafya etiketi takınca onu her gördüğünde etkilenmez misin? Mürit olduysan Gavs etiketi seni etkilemez mi?

Bak, seni Ahmet değil, Ahmet’le ilgili algın etkiledi. Seni düşüncen değil, düşünceyle ilgili algın etkiliyor. Seni duygun değil, duyguyla ilgili “kodlanman” etkiliyor. Bırak Ahmet'i, seni Ahmet'e karşı kodlayanla uğraş.

Ahmet hep aynı Ahmet idi.
Ama farklı algı → farklı tepki.
Düşünce hep aynı düşünceydi.
Ama farklı algı → farklı psikoloji.

“Ahmet kötü biri” kodu nasıl seni manipüle ediyorsa…

“Kötü düşünce” algısı da seni psikolojik olarak öyle manipüle ediyor.

Çünkü zemin bir kere hassaslaşınca her şey tehlike gibi görünmeye başlıyor.
Ahmet geçince kalp sıkışıyor…
Düşünce gelince nefes daralıyor…
Çünkü ikisine de tehlike etiketi yapıştırılmış.

İşte psikolojinin en kritik kırılma noktası burası:

Sorun, düşüncenin kendisi değil; ona yüklediğin anlam. Sorun, duygunun kendisi değil; o duyguya dair yanlış inanç.

Yani sorun Ahmet değil, Ahmet’le ilgili yanlış algı. Öyleyse Ahmet'le savaşma, algınla savaş.

Son Söz

Ahmet hâlâ aynı Ahmet’tir.
Değişen tek şey, onun hakkında duydukların ve o duydukların yüzünden zihnine yerleşen algıdır.

Tıpkı panik atakta…
Tıpkı takıntıda…
Tıpkı kaygıda…

Bizim mücadele ettiğimiz şey Ahmet değil,
Ahmet’e yüklediğimiz yanlış anlamdır.

Algı değiştiğinde tepki de değişir.
Zemin düzeldiğinde duygu da sakinleşir. Ahmet'i normal görürsen ona ilişkin hassasiyetin zaten azalır.

İşte benim Zemin & Tepki Teorim tam da burada devreye girer: Olguyu değil, algıyı merkeze koyar. Olguya değil, algıya ateş eder. Şuanki psikolojini otuz sene öncesine değil, zihnine bağlar. O zihin ki aynı olaydan karamsar anlar da çıkarır kahkaha dolu günler de. Evet... Psikoloji travmadan vs değil, algıdan doğar. Öyleyse travma çalışma, algı çalış. Bu web sayfası, bunca video, bunca doküman, kitap, makale ve çok yakında hizmete girecek olan, sürecinize disiplin ve sistem getirecek olan program tam da zaten bu amaçla hazırlandı.

Bu yazıyı paylaş:

Psikolog İzzet Güllü

Tüm süreçler gizlilik ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilir.

Web sitemizin içeriği eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. Sunulan içerikler hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. İlaçlara başlama, değiştirme veya bırakma sürecinde mutlaka bir hekime danışınız.

© 2025 Psikolog İzzet Güllü. Tüm hakları saklıdır.