Psikoloji
Bozukluk Mu Tepki Mi
İzzet Güllü
8 Aralık 2025
5 dk

Psikologların kullandığı dil budur: “Depresyon bir hastalıktır. Panik atak bir bozukluktur. OKB bir bozukluktur.” Duygu bozulmuştur, düşünce bozulmuştur. Bu sebepledir ki adı da zaten duygu durum bozukluğudur, düşünce bozukluğudur
Psikoloji Hastalık mı, Bozukluk mu, Tepki mi?
Psikoloji alanında aynı davranışa bakan üç farklı yaklaşım var:
Tıbbi yaklaşım: “Bu bir hastalıktır.”
Psikolojik yaklaşım: “Bu bir bozukluktur.”
Benim yaklaşımım: “Bu bir tepkidir.”
Bu üç kelime aynı şeye işaret ediyor gibi görünse de aslında tamamen farklı dünyaları anlatır.
Çünkü hastalık başka bir şeydir, bozukluk başka bir şeydir, tepki ise çok daha başka bir şeydir.
Hastalık modeli: Mide hastaysa kusması normaldir ama sebebi içtendir.
Bir doktor midemiz ağrıdığında şöyle der: “Mide hasta, bu ağrı onun hastalığının belirtisi.” Yani sorun midede. Kusma, ağrı, bulantı… Hepsi hastalığın semptomu. Burada anormallik midede, sistemin kendisinde. Öyleyse mide tedavi edilmelidir.
Psikolojiye hastalık gözüyle bakıldığında da aynı mantık işletiliyor:
“Beyin hasta.”
“Kimyasal eksik.”
“Serotonin düştü.”
“Nörolojik bir bozukluk var.”
Bu yaklaşımda kök sebep insanın içindeki organik arıza olarak görülür. Haliyle de bozulan, hasta olan duygu ve düşünceler düzeltilmelidir.
Bozukluk modeli: Moral bozulması gibi, içsel bir dengesizlik olduğu varsayılıyor
Psikologların kullandığı dil budur: “Depresyon bir bozukluktur. Panik atak bir bozukluktur. OKB bir bozukluktur.” Duygu bozulmuştur, düşünce bozulmuştur. Bu sebeple adı da zaten duygu durum bozukluğudur, düşünce bozukluğudur. Doğal olarak da bozulan şey her ne ise o tamir edilmelidir.
Bozukluk denince akla şu gelir:
İçeride bir şey kırıldı,
Sistem dengesizleşti,
Yapı uyumsuz çalışıyor.
Bozukluk hastalık demek değildir lakin yine duygu ve düşüncede bir patoloji olduğu varsayımına dayanır. Aslında bozukluk, kağıt üzerinde farklı bir şey söylüyor gibi görünüp de pratikte yine hastalık muamelesi çekmek demektir. Ha hasta ha bozuk. He ikisinde de ya duyguda ya düşüncede patolojik bir arıza var.
Ortada hastalık olmadığı için bozukluk demek... Ama yine hastalık anlamına gelen bir kavram seçmek... Pratikte yine aynı değirmene su taşımak...
Bu iki yaklaşım insanı pasif yapar: “Ben psikolojim hasta/bozuk olduğu için böyle hissediyorum. Bir uzman ancak bu psikolojimi tamir edip düzeltebilir."
Hastalık ve bozukluk algısı ile yaratılan kodlama budur.
Benim Tepki modelim:
Benim bakış açım ise tamamen farklıdır.
Psikolojiyi organik bir hastalık veya bozukluk olarak değil, anlamlı ve işlevsel bir tepki olarak görürüm.
Mide örneğine tekrar bakalım:
Mide hastaysa kusması hastalığın semptomudur.
Ama yediğimiz gıda bozuksa, midenin kusması bir hastalık değil, gayet doğal bir savunma tepkisidir.
Onlar mide hasta/bozuk diyor, ben ise yiyecek bozuk diyorum. Birinde sistemde sorun var, diğerinde sistemde değil, sisteme giren malzemede sorun var. Biri makine bozuk demek, diğeri makineye giren iplik bozuk demek. Birinde makineyi tamire çabalarsın, ötekinde iplik girdisi üzerinde çalışma yaparsın.
Mide “anormal olduğu için” değil,
dışarıdan gelen şeye karşı bedenini korumak için kusar.
Yani kusma burada bir bozukluk değil, doğru bir mekanizmadır.
Psikoloji de aynıdır:
Algılar bozulduysa,
Bir davranış yanlış kodlandıysa,
Bir duygu günah / tehlike / yasak diye işaretlendiyse,
Çocuklukta korku merkezine bir anlam işlendi ise…
İnsan buna tepki verir. Tepki çoğu zaman “semptom” diye adlandırılır ama aslında tepki kendi içinde tamamen mantıklıdır.
Travma mı, serotonin mi, yoksa algı mı?
Fark sadece bir sorunu nasıl gördüğümüzde değil elbette. Sorunun nedeni konusunda da büyük fark var arada.
Bugün psikolojide bir davranışın nedeni hakkında üç büyük iddia vardır:
1. Travma: “30 sene önce yaşadığın bir olay seni böyle yaptı.”
2. Kimyasal bozukluk: “Serotonin düştü, o yüzden böylesin.”
3. Benim yaklaşımım – Algı kodlanması:
“Beynin bir şeyi tehdit olarak kodladı. Sen de bu koda tepki veriyorsun.”
Travma ve serotonin iddiaları kişiyi pasifleştirir:
“Ben böyleyim çünkü başıma bu geldi.”
“Ben böyleyim çünkü kimyasalım bozuk.”
Ancak psikolog travmamı bulursa, psikiyatrist serotoninimi tamamlarsa iyileşebilirim.
Sonuç: Biri 30 seans travma arar, diğeri & en fazla beş dakikada ilacı dayar. Travmadan ise ilaç niye? Serotonin ise travma ne alaka? Travmadan ise niye aynı travma herkesi aynı etkilemiyor? Serotonin düşüklüğü ise neden 10, 15 yılda bir türlü tamamlanamıyor?
Ama tepki modeli kişiye şunu söyler:
“Sen yanlış kodlanmış bir algıya tepki veriyorsun. Tepki anormal değil, mantıklı.
Değişmesi gereken tepki değil, ona sebep olan algıdır."
Yani midenle uğraşma, gıda ile uğraş.
Tepkiyi suçlamıyoruz;
Tepki zaten doğru işliyor.
Yanlış olan tetikleyici algı.
Psikoloji nasıl oluşur?
Çok basit: Algı neyse tepki odur.
Bir davranışa “günah” etiketi takarsan,
o davranışı yaptığında kişi etkilenir.
Bir eşyanın, bir sözün, bir duruşun üzerine anormallik var elbisesi giydirir, “tehlike” etiketi koyarsan, beyin buna otomatik tepki üretir.
Bir anne çocuğunun evini darmadağın etmesini “normal” görüyorsa hiç sinirlenmez.
Ama aynı davranışı sorun olarak algılarsa, bir anda kriz çıkar.
Demek ki:
Aynı olaya iki farklı algıyla iki farklı psikoloji ortaya çıkar.
Olgu değil, algı psikolojiyi belirler.
Psikolojinin bütün mekanizması bundan ibarettir:
Algı kodlanır,
Zihin buna tepki verir,
Tepki de “hastalık” zannedilir.
Tıpkı midenin bir gıdayı zehirli algıladığında ona kusma tepkisi vermesi gibi. Bu mide hastalığı değildir. Bu kusma bozukluğu da değildir. Sadece sağlıklı kusma tepkisidir.
SONUÇ:
Tepkiyi suçlamak, mideyi suçlamak gibidir.
Doğru çalışan bir sistem var; sadece yanlış alarm üreten bir algı kodu var.
Bu vb. derin yaklaşım ve metot farklılıklarından dolayıdır ki onların birebir ilgilendikleri halde kliniklerde çözemedikleri sorunlar benim modelimle evlerde çözülüyor. Ne travma, ne serotonin, ne çocukluk hikayesi, ne öykü dinleme, ne haftalık seanslar... Hiç biri yok.
Algının değiştiriyorsun, eski kodlanmaların çözüyorsun, organizma da artık psikoloji üreterek tepki vermiyor.
Ahmet kötü, Ahmet sorunlu, Ahmet bozuk algısı değişince... Ahmet'in kötü ve tehlikeli biri olmadığı öğrenilince organizma niye Ahmete tepki versin ki?
Öğretmen çocuğun derse geç kalmasını normal algılayınca sinir, öfke, kızgınlık tepkisi veriyor mu?
Bu yazıyı paylaş: