Psikoloji

Düşünce mi Zemin mi

İzzet Güllü
7 Ocak 2026
7 dk
Düşünce mi Zemin mi
Takıntı denilen şey aslında sadece bir grup düşünceye karşı hassasiyetin artmasıdır.
Takıntı dinilen sorunla mücadele sürecinde sık sık karşımıza çıkan en temel sorulardan bir tanesi şudur:

“Artık ne doğru ne yanlış ayırt edemiyorum?"

Bu cümle aklını kaybettiğini ya da kaybetmek üzere olduğunu değil, aklını sürekli sorgulayarak yorduğunu gösterir.

Takıntı yaşayan insan: Yanlış düşündüğü için değil, düşüncesini denetlemeye çalıştığı için yorulur.

Bu bir zeka veya akıl sağlığı kaybı değil, aşırı kontrol yorgunluğudur bu sorunu yaşayan insanların önemli bir kısmı delirme ve çıldırma korkusu da yaşar. Oysa delirmeye de çıldırma böylesi bir süreç sonunda gerçekleşmez. Takıntı ile delirme ve çıldırma arasında, panik atakla da kalp krizi ya da ölüm arasında zerre alaka yoktur.

Takıntı denilen şey nedir?

Takıntı:

Kötü düşünce değildir.

Tehlikeli düşünce değildir.

Ahlaksız düşünce değildir.

Saçma düşünce değildir.

Hoşumuza gitmeyen düşünce ise hiç değildir.

Takıntı denilen şey aslında sadece bir grup düşünceye karşı hassasiyetin artmasıdır.

Herkesin aklına:

“Elim temiz mi?”

“Yanlış bir şey yaptım mı?”

“Ya mikrop bulaştıysa?”

“Ya doğru yapmadıysam?”

gibi düşünceler gelir.

Ama:

Normal zihin: “Normal bunlar, geç” der.

Hassas zihin: “Dur, eyvah, inceleyelim” der.

Sorun düşüncede değil, düşünceye verilen aşırı tepkidedir. Sorun düşüncede değil, düşünceye karşı artan hassasiyettedir. Takıntı uzmanların anlattığı gibi bir düşünce bozukluğu değildir, bir hassasiyet sorunudur. Yani sinek problemi değildir, bataklık problemidir. Nereden biliyoruz bunu? Çünkü her düşünce herkesi etkilemiyor. Sektör "takıntı" diyerek, düşünceyi problemli göstererek sineklerle savaşmamızı istemekte, böylece bir grup düşünceye karşı daha çok duyarlı hale gelerek daha fazla yorulmamıza yol açmaktadır. Çare duyarlılığın azaltılması iken tam tersine duyarlılık artırılmaktadır. Onun için hep diyorum: Bu sektör sorun çözmez, sorunları besler. Bir düşünceye takıntı, düşünce bozukluğu, okb derken bu sorunu çözemezsin. Zira bu klinikleştirme zaten duyarlılığı artıran en önemli faktördür.

Oysa takıntı diyerek bir düşünceyi problemli görmek yanlıştır. Bu sorun takıntı yani düşünce problemi değil, algı yani duyarlı zemin problemidir. Düşünceyi sorumlu ve sorumlu göre göre, düşünceden kaça kaça, düşünceyle savaşa savaşa, düşünceye karşı aşırı duyarlı hale gelme sorunudur. Dolayısıyla takıntı demek bu gerçeği ıskalamaya sebep olur. Düşünceyi problemli görmeye sebep olur. Düşünceyi problemli görmek ise düşünceyi önce gözümüzde, sonra ruhumuzda büyütür ve yanlış adrese ateş etmemize, çünkü yanlış hedefe nişan almamıza yol açar.

3. Bizi etkileyen düşünce mi, düşünceye verdiğimiz tepki mi?

Cevap net:

Bizi etkileyen düşünce değil, düşünceye verdiğimiz önemdir. Düşünceye önem verme odaklı bir tepki vermemizdir.

Bir düşünce:

Önemsenirse → büyür

Kontrol edilirse → güçlenir

Test edilirse → kalıcı olur

Kaçınılırsa → tehdit gibi kodlanır

Takıntı denilen şey:

“Bu düşünceyi çözmeliyim”

“Buna doğru tepki vermeliyim”

“Yanlış yaparsam kötü olur” mantığıyla beslenir.

“Mantığıma soramıyorum” hissi neden olur?

Çünkü:

Mantık sürekli çağrılmaktan yorulmuştur.

Her düşüncede mantığa danışmak

→ mantığı adeta felç eder

Bu yüzden:

Doğru–yanlış karışır
Emin olma ihtiyacı artar
Kararsızlık büyür.

Çözüm:

Mantığı kurtarmaya çalışmak değil,
mantığı devreden çıkarmaktır.

Çözüm mantığı:

Olabilir – İlgilenmiyorum

Bu iki kelime:

Düşünceyi susturmaz

Düşünceyle kavga etmez

Düşünceyi ikna etmeye çalışmaz

Ama:

Düşünceye verilen enerjiyi keser. Zihni eğitir. Hassasiyeti düşürür.

60 MADDELİK CANLI MODELLEME
(Günde sabah 3, akşam 3 kez okunacak)

Her maddede tek tepki var. Yorum yok. Açıklama yok. Bu uygulama olası düşüncelerle doğru tepki arasında çağrışımsal bağ kuracak, bir süre sonra beynimiz artık otomatikman doğru tepkileri daha kolay verebilir hale gelecektir. Zaten mesele doğru tepkileri verebilmektir. Yani ilacı düzenli ve düzgün içebilmektir.

Elim temizlenmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum

Sabun yeterince değmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum

Mikrop kalmış olabilir → Olabilir, ilgilenmiyorum

Yanlış yıkadım → Olabilir, ilgilenmiyorum

Yeterince ovalamadım → Olabilir, ilgilenmiyorum

Daha uzun yıkamalıydım → Olabilir, ilgilenmiyorum

Kirli bir yere dokundum → Olabilir, ilgilenmiyorum

Temiz sandım ama değil → Olabilir, ilgilenmiyorum
👇
Yanlış yaptım → Olabilir, ilgilenmiyorum
İçim rahat etmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum
Doğru mu yaptım? → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış bir şey oldu → Olabilir, ilgilenmiyorum
Eksik kaldı → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yeterli değil → Olabilir, ilgilenmiyorum
Kontrol etmeliyim → Olabilir, ilgilenmiyorum
Tekrar bakmalıyım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Emin değilim → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bir şey ters → Olabilir, ilgilenmiyorum
İçimde huzursuzluk var → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bu his geçmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış anladım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış düşündüm → Olabilir, ilgilenmiyorum
Ya yanlışsa → Olabilir, ilgilenmiyorum
Ya doğru değilse → Olabilir, ilgilenmiyorum
Risk aldım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Sorumluluk aldım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Hata olabilir → Olabilir, ilgilenmiyorum
Kusur kalmış olabilir → Olabilir, ilgilenmiyorum
Temizlik yetmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum
Fazla mı az mı? → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bir daha yapmalıyım → Olabilir, ilgilenmiyorum
İçim rahat değil → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bu doğru mu? → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış anlaşılır → Olabilir, ilgilenmiyorum
Sorumlu olur muyum? → Olabilir, ilgilenmiyorum
Zarar verebilirim → Olabilir, ilgilenmiyorum
Eksik kaldı → Olabilir, ilgilenmiyorum
Fazla yaptım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Mantığım karıştı → Olabilir, ilgilenmiyorum
Ne yapacağımı bilmiyorum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Kendime güvenemiyorum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış karar verdim → Olabilir, ilgilenmiyorum
Kararsız kaldım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Doğruyu bilmiyorum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Emin olmalıyım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Emin olamadım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Kontrol etmezsem olmaz → Olabilir, ilgilenmiyorum
Rahatsız edici bir his → Olabilir, ilgilenmiyorum
Geçmedi → Olabilir, ilgilenmiyorum
Takıldı → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış mücadele ediyorum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yoruldum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bıktım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Bu da takıntı mı? → Olabilir, ilgilenmiyorum
Ne yapacağımı şaşırdım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Yanlış ilerliyorum → Olabilir, ilgilenmiyorum
Doğru tepki veremedim → Olabilir, ilgilenmiyorum
Hata yaptım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Eksik kaldım → Olabilir, ilgilenmiyorum
Olduğu gibi → Olabilir, ilgilenmiyorum

6 AYLIK PROGRAM –
(1 + 5 MODELİ)

🔹 Bugün
“Olabilir” adlı 3 videoyu aynı gün içinde izle

🔹 Yarın
Olabilir – İlgilenmiyorum uygulamasına başla.

Modelleme metnini okumaya başla.

1. Ay:

Olabilir.org üzerinden. Elmas Serisi’nin tamamı izlenecek. Zorlanmadan, hızlandırmadan

5 Ay Boyunca:

Elmas serisinden 20 video seçilecek
Günde 1 video,
5 ay boyunca tekrar
Bu 20 videoluk paket, olabilir.org üzerindeki Altın Serisi olabilir. Bunu siz kendiniz de seçebilirsiniz.

GÜNLÜK SABİT UYGULAMALAR

60 maddelik modelleme:

Sabah 3 kez
Akşam 3 kez
Yorum yok
Analiz yok
Tartışma yok
Sadece okunacak

Son söz

Sen:

Yanlış düşündüğün için değil, doğru tepkiyi bulmaya çalıştığın için yoruldun. Takıntı dediğimiz, böylece bir düşünce meselesi olarak kodladığımız sorun aslında düşünceye karşı hassasiyetin artması ve zihnin yorulması sorunudur. Yorulan zihin ve beden de belirti üretir ve bu çoğu zaman hastalıkla karıştırılır. Mesela hasta insan da halsiz olur, yorgun insan da. Hasta insanın da başı ağrıyabilir, yorgun insanın da. Takıntı adını verdiğimiz bir sorununuz varsa bilin ki zihniniz ve ruhunuz yorgun demektir. Bu ise bir grup düşünceye karşı duyarlılığımızın daha fazla artmasına yol açar. Duyarlılık arttığı zaman zihin yorulur, zihin yorulduğu zaman duyarlılık artar. Bu ikisi bir kısır döngü halinde birbirini besler.

Bu program:

Seni ikna etmeye değil,
Zihnini eğitmeye geliyor.

İyileşme:

Düşüncelerin ya da duyguların değişmesi ile değil, algıların ve tepkilerin değişmesiyse olur.

Bir düşünce sorunu olmadığı halde düşünceye bozuk muamelesi çeken, bir grup düşünceye "takıntı" etiketi takarak seni bir grup düşünceye karşı duyarlı hale getiren, böylece seni düşünce ile amansız bir savaş ya da kaç dönüşüne sokan sektör elinden çözüm bulamaman normal. Zira daha sorunun adını doğru koyamıyor, daha sorunun adresini doğru tayin ve tespit edemiyor. Unutma: Sektörün artık "şeker hastalığı gibi gör kabullen. Ömür boyu ilaç kullanacaksın" dediği takıntı adlı hassasiyet sorunu özgün İzzet Güllü modeli ile evlerde çözülüyor.

Hemen belirtelim ki yoldan geçen bir insanın olabilir ve ilgilenmiyorum uygulaması istenilen ölçüde sonuç vermeyecektir. Zira telkin, doğru bir bilgi altyapısı üzerinde etkili çalışır. Önce kitap ve videolarla algımız değişmeden, hatalı bozukluk/hastalık algıları dönüşmeden, sadece olabilir ve ilgilenmiyorum telkini almak beynin doğru çağrışımsal bağlar kuramamasına ve bir şeylerin boşlukta kalmasına, haliyle de etkisinin düşmesine sebep olur. Onun için önce doğru bir algı eğitimi yani önce uygun bir zemin oluşturmak, daha sonra üzerinde telkin çalışması yapmak gerekir. Tarla olmadan tohum ekilebilir mi? Algı eğitimi tarladır, telkin ise o tarlaya ekilen tohumdur. Tarla olmadan da tohum olmadan da ürün alınamaz. Algı değişimi ve bilinçaltı dönüşümü sürecinizi daha fazla desteklemek için Sen Hasta değilsin, Olabilir ve İlgilenmiyorum kitaplarından ve YouTube'daki videolarımdan da yararlanabilirsiniz.
Bu yazıyı paylaş:

Psikolog İzzet Güllü

Tüm süreçler gizlilik ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilir.

Web sitemizin içeriği eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. Sunulan içerikler hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. İlaçlara başlama, değiştirme veya bırakma sürecinde mutlaka bir hekime danışınız.

© 2025 Psikolog İzzet Güllü. Tüm hakları saklıdır.