Güncel
Günah Keçisi: Seküler Eğitim
İzzet Güllü
16 Nisan 2026
6 dk

Bugün yaşanan her toplumsal sorunun faturası yine aynı yere kesilmeye çalışılıyor:
Seküler eğitim.
Günah Keçisi: Seküler Eğitim
Bugün yaşanan her toplumsal sorunun faturası yine aynı yere kesilmeye çalışılıyor:
Seküler eğitim.
Oysa bu yaklaşım, çözüm üretmekten çok sorumluluktan kaçmanın, kolaycılığın ve fırsatçılığın bir yansımasıdır.
Çünkü seküler eğitim; tek bir dini yorumun mutlak hakikat diye dayatılmadığı, bilimin ve aklın merkeze alındığı, mezhepsel ve ideolojik ayrımlar yerine eşit vatandaşlık bilincinin esas alındığı bir sistemdir. Din ve meshep temelli eğitimin Ortadoğu'yu ne hale getirdiği ortadadır.
Bu sistemi suçlamak, gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir.
Şu soruyu sormadan ilerlemek mümkün mü?
Polis katleden radikal dinci örgüt üyeleri seküler eğitimle mi yetişti?
Devletin içine sızmış, paralel yapı diye bilinen, yıllarca kendi ideolojik ajandasını gizleyerek hareket eden dinci yapılar seküler eğitim ürünü müydü?
Haşdi Şabi örgütü, El Nusra, Boko Haram gibi örgütler laik eğitimde yetişmedi.
Tarikat, Kur’an kursu gibi yerlerde erkek çocuk tacizleri oldu. Oralarda laik eğitim yoktu.
Eğer sorun seküler eğitim olsaydı, bundan 30 yıl önce de aynı sorunların yoğun biçimde yaşanması gerekmez miydi? 30 yıl önce de seküler eğitim yok muydu? Türkiye son 30 yılda mı seküler eğitime geçti?
Daha da geniş bakalım.
Japonya büyük oranda ateist bir toplum yapısına sahip ve seküler eğitim modeliyle ilerliyor.
Norveç’te de benzer bir yapı var.
Hollanda’da suç oranları düştüğü için cezaevleri kapatılıyor.
Bu ülkelerde her gün okullar basılıyor mu?
Toplumlar kaosa mı sürüklenmiş? Tam tersine, dünyanın en mutlu, en huzurlu, en müreffeh, suç oranları en düşük ülkeleri.
Hayır.
Demek ki mesele sekülerlik değil; mesele, bireyin nasıl yetiştirildiği, hangi değerlerle donatıldığı ve sistemin nasıl işletildiğidir.
Sorunu yanlış yerde aradığınızda çözümü de bulamazsınız. Sürekli dışarıyı suçlamak, sistemi değil sonucu hedef almak, gerçek problemi görünmez kılar. Üstelik din söylemi üzerinden yürütülen bu tartışmalar, ironik bir şekilde insanları dinden uzaklaştıran bir etki de oluşturur. Çünkü dayatma, baskı ve tek doğru iddiası, insan doğasına aykırıdır.
Gerçek şu:
Toplumsal sorunlar tek bir nedene indirgenemez. Eğitim bir araçtır; onu nasıl kullandığınız belirleyicidir. Bilimi, aklı ve eleştirel düşünceyi dışlayarak değil; onları güçlendirerek sağlıklı bir toplum inşa edebilirsiniz. Aksi halde, her krizde aynı ezberi tekrar etmekten öteye gidilemez.
Sorun seküler eğitim değil. Sorun, gerçeklerle yüzleşmek yerine kolay hedefler bulma alışkanlığıdır. İşte bilim, akıl ve fen merkezde olmayınca ne sosyoloji, ne siyaset bilimi, ne de psikoloji umurunuzda olur. Elinde sadece çekici olanın her şeyi çivi zannetmesi misali, her sorunu ya din düşmanlığı ile ya maneviyat noksanlığı ile açıklamak gibi bir garabetin içinde boğulup gidersiniz. Böylece bir arpa boyu yol alamazsanız, hiçbir soruna da gerçekçi ve kalıcı çözümler bulamazsınız.
Psikoloji sektörüne göre hemen her sorunun nedeni ya travmadır ya serotonin hormonudur. Teoloji sektörüne göre her sorun ya din düşmanlığı ya maneviyat noksanlığı sorunudur. Hep ne diyorum? Sektör sektöre benzer. Hepsi de indirgemecidir. Hepsi de esas nedeni, haliyle gerçek çözümü perdeler.
Dünyanın en müreffeh, en yaşanabilir, en suç oranı düşük ülkeleri araştırmaları acı gerçeği önümüze koyuyor. Koyuyor koymasına da dert hakikat olmayınca görebilmek kolay kolay mümkün olmuyor. Belki de bu sebeple aklı ve bilimi pek sevmiyorlardır, kim bilir. Zira bilim propagandaya değil, rakamsal gerçeklere dayanır ve gerçeği ortaya koyarak maskeleri düşürür. Türkiye bugün Irak, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Arabistan değilse seküler eğitim sayesindedir.
Dini eğitim verilirse, kalpte Allah korkusu olursa ülke kurtulurmuş. Ülkemizi son 70 yıldır kalbinde Allah korkusu olan, sağcı, muhafazakar, bir çoğu özellikle dini eğitim de almış insanlar yönetiyor. Özal, Menderes ve Recep Tayyip Erdoğan bunlara birer örnektir. Hangi sorunlar azaldı? Faiz mi, israf mı, torpil mi?
FETÖ sabah akşam dini kitap okurken çıktı. Polis katleden dinci cihatçı örgütler de dini eğitimle yetişti. Birbirini katlederek Ortadoğuyu kan gölüne döndüren, tekbir getire getire müslüman öldüren Boko Haram, El Nusra gibi örgütler de dini eğitimle yetişti. Japonya'nın çoğu ateist. Norveç'in çoğu ateist. Dünyada suç oranı en düşük, en huzurlu ülkeler. Görüldüğü üzere bu meselenin dini eğitim azlığıyla ya da çokluğuyla direk bir ilgisi yok. Laik eğitim yani bilimsel ve çağdaş eğitim olmadığında her meseleyi iki şeyle açıklar hale gelirsin: Din düşmanlığı ve dini eğitim eksikliği.
Bugün laiklikten uzak Ortadoğu ülkelerinin hali ortada. Biz bugün Suriye, Irak, Libya Afganistan, Arabistan değilsek ümmeti lime lime eden mezhepçiliği değil, vatandaşlık bağını öne çıkaran laik eğitim sayesindedir. Bazı tarikatlarda ve Kur'an kurslarında erkek çocuk tacizleri oldu. Oralarda Allah korkusu yok muydu? Emeviler devrinde nice zulümler oldu. Emeviler laik bir sistemle mi yönetiliyordu? Yezid'in zulümlerine seküler eğitim mi sebep oldu? 4 halifeden üçünü katledenler, peygamberimizin sevgili torununun kellesini kesenler laik eğitimde mi yetişti? Okul baskını sabahları andımız okunan bir dönemde değil, Kabede Hacılar Hu der Allah ilahileri okunan bir dönemde oldu. Yine de suçlu laik eğitim oldu. 30 sene önce okul basma olayları yoktu. 30 sene önce ülkede laiklik yok muydu? 30 sene önce de sekülerlik yok muydu? Yalova'da Polis katleden dinci cihatçı örgütleri de laiklik müfredat mı yetiştirdi? Bu örneklerle sadece, olayların basit ve ideolojik değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun gerçek resmi görmemizi engellediğini anlatmaya çalışıyorum.
Kaldı ki ülkemizde laik eğitim filan da yok. Laiklik olan yerde tek bir meshebin eğitimi olur mu? Laik eğitimde meshepçi bir dini eğitim verilmez. İran Şiilik eğitimi veriyor, Türkiye sünnilik eğitimi veriyor. Ne farkı var! Bunlara göre medrese eğitimi yoksa, hocaların başında sarık, üzerinde de cübbe yoksa adı laik eğitim oluyor. Ülkemizi Ortadoğuya çeviremediler, ülkemizi Afganistan yapamadılar, gitti.
Laik ülkelerin İran İsrail savaşında nerede durduklarını da laik olmayan Müslüman Arap ülkelerinin nerede durduklarını da gördük.
Toplumu göz göre göre "Lozan'da gizli madde var, 2023'te kalkacak" diye kandıranlar seküler insanlar değildi. Ülkesini ve namusunu yedi düvenin elinden kurtarmış, dünyanın saygı duyduğu bir milli kahramana karşı kin ve nefret dolu düşmanlar yetiştiren sistem de sekülerlik değil. Türk kimliğini zayıflatan, köklü bir milleti Arap kavminin potasında eritmeye çalışan da laik rejim değil.
Seküler dünyanın tüm seküler imkanlarını, Mercedes arabasını vs kullanıp sonra da karşı mahalleyi sekülerlikle suçlama uyanıklığına artık son verilmeli. Yanında lüks bir araba, üstünde şık bir takım elbise, kafasında son marka bir güneş gözlüğü, milleti sekülerlikle suçluyor. Içki içmedi ya, ha bir de domuz eti yemedi, seküler olmamış oldu.
Unutmayın ki Muaviye varken henüz laiklik yoktu. Yezid, seküler eğitimle yetişmedi. İran okullarda Şiilik eğitimi veriyor, adı dini eğitim oluyor. Biz okullarda Sünnilik eğitimi veriyoruz, adı seküler eğitim oluyor. Anlaşılan o ki derslere sarıklı cübbeli insanlar girmediği, okullardan kimya, matematik fen dersleri kovulmadığı, akıl ve bilim terkedilmediği, müfredat tamamen Taliban müfredatına dönüşmediği sürece seküler eğitim yaftalamasından asla vazgeçmeyecekler. İsterseniz sünnilik konulu din dersi sayısını yirmiye çıkarın.
Bugün yaşanan her toplumsal sorunun faturası yine aynı yere kesilmeye çalışılıyor:
Seküler eğitim.
Oysa bu yaklaşım, çözüm üretmekten çok sorumluluktan kaçmanın, kolaycılığın ve fırsatçılığın bir yansımasıdır.
Çünkü seküler eğitim; tek bir dini yorumun mutlak hakikat diye dayatılmadığı, bilimin ve aklın merkeze alındığı, mezhepsel ve ideolojik ayrımlar yerine eşit vatandaşlık bilincinin esas alındığı bir sistemdir. Din ve meshep temelli eğitimin Ortadoğu'yu ne hale getirdiği ortadadır.
Bu sistemi suçlamak, gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir.
Şu soruyu sormadan ilerlemek mümkün mü?
Polis katleden radikal dinci örgüt üyeleri seküler eğitimle mi yetişti?
Devletin içine sızmış, paralel yapı diye bilinen, yıllarca kendi ideolojik ajandasını gizleyerek hareket eden dinci yapılar seküler eğitim ürünü müydü?
Haşdi Şabi örgütü, El Nusra, Boko Haram gibi örgütler laik eğitimde yetişmedi.
Tarikat, Kur’an kursu gibi yerlerde erkek çocuk tacizleri oldu. Oralarda laik eğitim yoktu.
Eğer sorun seküler eğitim olsaydı, bundan 30 yıl önce de aynı sorunların yoğun biçimde yaşanması gerekmez miydi? 30 yıl önce de seküler eğitim yok muydu? Türkiye son 30 yılda mı seküler eğitime geçti?
Daha da geniş bakalım.
Japonya büyük oranda ateist bir toplum yapısına sahip ve seküler eğitim modeliyle ilerliyor.
Norveç’te de benzer bir yapı var.
Hollanda’da suç oranları düştüğü için cezaevleri kapatılıyor.
Bu ülkelerde her gün okullar basılıyor mu?
Toplumlar kaosa mı sürüklenmiş? Tam tersine, dünyanın en mutlu, en huzurlu, en müreffeh, suç oranları en düşük ülkeleri.
Hayır.
Demek ki mesele sekülerlik değil; mesele, bireyin nasıl yetiştirildiği, hangi değerlerle donatıldığı ve sistemin nasıl işletildiğidir.
Sorunu yanlış yerde aradığınızda çözümü de bulamazsınız. Sürekli dışarıyı suçlamak, sistemi değil sonucu hedef almak, gerçek problemi görünmez kılar. Üstelik din söylemi üzerinden yürütülen bu tartışmalar, ironik bir şekilde insanları dinden uzaklaştıran bir etki de oluşturur. Çünkü dayatma, baskı ve tek doğru iddiası, insan doğasına aykırıdır.
Gerçek şu:
Toplumsal sorunlar tek bir nedene indirgenemez. Eğitim bir araçtır; onu nasıl kullandığınız belirleyicidir. Bilimi, aklı ve eleştirel düşünceyi dışlayarak değil; onları güçlendirerek sağlıklı bir toplum inşa edebilirsiniz. Aksi halde, her krizde aynı ezberi tekrar etmekten öteye gidilemez.
Sorun seküler eğitim değil. Sorun, gerçeklerle yüzleşmek yerine kolay hedefler bulma alışkanlığıdır. İşte bilim, akıl ve fen merkezde olmayınca ne sosyoloji, ne siyaset bilimi, ne de psikoloji umurunuzda olur. Elinde sadece çekici olanın her şeyi çivi zannetmesi misali, her sorunu ya din düşmanlığı ile ya maneviyat noksanlığı ile açıklamak gibi bir garabetin içinde boğulup gidersiniz. Böylece bir arpa boyu yol alamazsanız, hiçbir soruna da gerçekçi ve kalıcı çözümler bulamazsınız.
Psikoloji sektörüne göre hemen her sorunun nedeni ya travmadır ya serotonin hormonudur. Teoloji sektörüne göre her sorun ya din düşmanlığı ya maneviyat noksanlığı sorunudur. Hep ne diyorum? Sektör sektöre benzer. Hepsi de indirgemecidir. Hepsi de esas nedeni, haliyle gerçek çözümü perdeler.
Dünyanın en müreffeh, en yaşanabilir, en suç oranı düşük ülkeleri araştırmaları acı gerçeği önümüze koyuyor. Koyuyor koymasına da dert hakikat olmayınca görebilmek kolay kolay mümkün olmuyor. Belki de bu sebeple aklı ve bilimi pek sevmiyorlardır, kim bilir. Zira bilim propagandaya değil, rakamsal gerçeklere dayanır ve gerçeği ortaya koyarak maskeleri düşürür. Türkiye bugün Irak, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Arabistan değilse seküler eğitim sayesindedir.
Dini eğitim verilirse, kalpte Allah korkusu olursa ülke kurtulurmuş. Ülkemizi son 70 yıldır kalbinde Allah korkusu olan, sağcı, muhafazakar, bir çoğu özellikle dini eğitim de almış insanlar yönetiyor. Özal, Menderes ve Recep Tayyip Erdoğan bunlara birer örnektir. Hangi sorunlar azaldı? Faiz mi, israf mı, torpil mi?
FETÖ sabah akşam dini kitap okurken çıktı. Polis katleden dinci cihatçı örgütler de dini eğitimle yetişti. Birbirini katlederek Ortadoğuyu kan gölüne döndüren, tekbir getire getire müslüman öldüren Boko Haram, El Nusra gibi örgütler de dini eğitimle yetişti. Japonya'nın çoğu ateist. Norveç'in çoğu ateist. Dünyada suç oranı en düşük, en huzurlu ülkeler. Görüldüğü üzere bu meselenin dini eğitim azlığıyla ya da çokluğuyla direk bir ilgisi yok. Laik eğitim yani bilimsel ve çağdaş eğitim olmadığında her meseleyi iki şeyle açıklar hale gelirsin: Din düşmanlığı ve dini eğitim eksikliği.
Bugün laiklikten uzak Ortadoğu ülkelerinin hali ortada. Biz bugün Suriye, Irak, Libya Afganistan, Arabistan değilsek ümmeti lime lime eden mezhepçiliği değil, vatandaşlık bağını öne çıkaran laik eğitim sayesindedir. Bazı tarikatlarda ve Kur'an kurslarında erkek çocuk tacizleri oldu. Oralarda Allah korkusu yok muydu? Emeviler devrinde nice zulümler oldu. Emeviler laik bir sistemle mi yönetiliyordu? Yezid'in zulümlerine seküler eğitim mi sebep oldu? 4 halifeden üçünü katledenler, peygamberimizin sevgili torununun kellesini kesenler laik eğitimde mi yetişti? Okul baskını sabahları andımız okunan bir dönemde değil, Kabede Hacılar Hu der Allah ilahileri okunan bir dönemde oldu. Yine de suçlu laik eğitim oldu. 30 sene önce okul basma olayları yoktu. 30 sene önce ülkede laiklik yok muydu? 30 sene önce de sekülerlik yok muydu? Yalova'da Polis katleden dinci cihatçı örgütleri de laiklik müfredat mı yetiştirdi? Bu örneklerle sadece, olayların basit ve ideolojik değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun gerçek resmi görmemizi engellediğini anlatmaya çalışıyorum.
Kaldı ki ülkemizde laik eğitim filan da yok. Laiklik olan yerde tek bir meshebin eğitimi olur mu? Laik eğitimde meshepçi bir dini eğitim verilmez. İran Şiilik eğitimi veriyor, Türkiye sünnilik eğitimi veriyor. Ne farkı var! Bunlara göre medrese eğitimi yoksa, hocaların başında sarık, üzerinde de cübbe yoksa adı laik eğitim oluyor. Ülkemizi Ortadoğuya çeviremediler, ülkemizi Afganistan yapamadılar, gitti.
Laik ülkelerin İran İsrail savaşında nerede durduklarını da laik olmayan Müslüman Arap ülkelerinin nerede durduklarını da gördük.
Toplumu göz göre göre "Lozan'da gizli madde var, 2023'te kalkacak" diye kandıranlar seküler insanlar değildi. Ülkesini ve namusunu yedi düvenin elinden kurtarmış, dünyanın saygı duyduğu bir milli kahramana karşı kin ve nefret dolu düşmanlar yetiştiren sistem de sekülerlik değil. Türk kimliğini zayıflatan, köklü bir milleti Arap kavminin potasında eritmeye çalışan da laik rejim değil.
Seküler dünyanın tüm seküler imkanlarını, Mercedes arabasını vs kullanıp sonra da karşı mahalleyi sekülerlikle suçlama uyanıklığına artık son verilmeli. Yanında lüks bir araba, üstünde şık bir takım elbise, kafasında son marka bir güneş gözlüğü, milleti sekülerlikle suçluyor. Içki içmedi ya, ha bir de domuz eti yemedi, seküler olmamış oldu.
Unutmayın ki Muaviye varken henüz laiklik yoktu. Yezid, seküler eğitimle yetişmedi. İran okullarda Şiilik eğitimi veriyor, adı dini eğitim oluyor. Biz okullarda Sünnilik eğitimi veriyoruz, adı seküler eğitim oluyor. Anlaşılan o ki derslere sarıklı cübbeli insanlar girmediği, okullardan kimya, matematik fen dersleri kovulmadığı, akıl ve bilim terkedilmediği, müfredat tamamen Taliban müfredatına dönüşmediği sürece seküler eğitim yaftalamasından asla vazgeçmeyecekler. İsterseniz sünnilik konulu din dersi sayısını yirmiye çıkarın.
Bu yazıyı paylaş: