Psikoloji

Harita Benden, Kazma Senden

İzzet Güllü
20 Mart 2026
4 dk
Harita Benden, Kazma Senden
Bir öğretmen düşün. Konuyu anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor. Ama öğrenci anlamıyor. Ne yapar öğretmen? Daha çok anlatır. Daha çok örnek verir. Daha çok tekrar eder.
ÖĞRENME: İKİ TARAFLI BİR DENKLEM

"Haritayı ben veririm, kazmayı sen vuracaksın."

Bir öğretmen düşün. Konuyu anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor. Ama öğrenci anlamıyor. Ne yapar öğretmen? Daha çok anlatır. Daha çok örnek verir. Daha çok tekrar eder.

Yine anlamıyor. Yine anlatır. Yine anlamıyor. Yine anlatır.

Sonunda ne olur? Öğrenci bunalır. Öğretmen tükenir. Ortalık zehir olur.

Neden?

Çünkü öğrenme, tek taraflı bir iş değildir. Öğrenciden kaynaklı bir sorunu öğretmen telafi edemez.

İKİ FAKTÖR BİR ARADA

Öğrenmede iki faktör vardır:

1. Anlatanın neyi nasıl verdiği
2. Dinleyenin neyi nasıl aldığı

İkisi bir araya gelmeden sonuç olmaz.

Nasıl mı?

YAĞMUR ÖRNEĞİ

Yağmur yağıyor. Islanmak için yağmurun yağması yeterli mi?

Hayır. Bir de şemsiye kullanmaman gerekir. Yağmur + şemsiyesizlik = ıslanmak.

Yağmur tek başına ıslatmaz. Şemsiyesizlikle birleşince ıslatır.

YUMRUK ÖRNEĞİ

Biri sana yumruk atıyor. Darbe almak için yumruğun atılması yeterli mi?

Hayır. Bir de pozisyonunu doğru ayarlamaman gerekir. Yumruk + açık pozisyon = darbe almak.

Yumruk tek başına darbe ettirmez. Açık pozisyonla birleşince ettirir.

ZEHİR ÖRNEĞİ

Bardakta zehir var. Zehirlenmek için zehirin olması yeterli mi?

Hayır. Bir de onu içmen gerekir. Zehir + içmek = zehirlenmek.

Zehir tek başına öldürmez. İçme eylemiyle birleşince öldürür.

ÖĞRENME DE AYNEN BÖYLE

Öğretmen anlatır. Anlamak için anlatması yeterli mi?

Hayır. Bir de öğrencinin anlaması gerekir. Anlatmak + anlamak = öğrenmek.

Anlatmak tek başına öğretmez. Anlamakla birleşince öğretir.

HERKESİN KAPASİTESİ AYNI DEĞİL

Herkesin anlama kapasitesi aynı mıdır?

Hayır.

Herkesin derinliği aynı mıdır?

Hayır.

Herkesin kelimelere yüklediği anlam aynı mıdır?

Hayır.

Herkesin cümlelere affettiği değer aynı mıdır?

Hayır.

Bazı insanlar derindir, bir cümleden bin anlam çıkarır. Bazı insanlar yüzeyseldir, bin cümleden bir anlam çıkaramaz. Kimi insan iki cümleden bir kitaplık anlam çıkarır. Kimi insan koca bir kitabı bitirir, aklında iki cümle ancak kalır.

Bazı insanlar donanımlıdır, her kelimeyi yerli yerine koyar. Bazı insanlar donanımsızdır, kelimeler havada uçuşur.

Bazı insanlar açtır, her lokmayı şükürle yer. Bazı insanlar toktur, önüne konsa da yemez.

FAZLA ANLATMAK ZEHİR OLUR

İnsanlar fayda görmedikçe ne yaparız? Daha çok anlatırız. Daha çok veririz. Daha çok yükleriz.

Peki sonuç?

Zehirlenme.

Nasıl mı?

Bir bitkiyi düşün. Az su verirsin, büyür. Çok su verirsin, çürür.

Bir insanı düşün. Az yemek verirsin, doyar. Çok yemek verirsin, şişer, hastalanır, kusar.

Bir öğrenciyi düşün. Az bilgi verirsin, sindirir. Çok bilgi verirsin, hazmedemez, bunalır, nefret eder.

Fazla anlatmak, öğretmek değildir. Fazla anlatmak, zehirlemektir.

ÖĞRETMENİN GÖREVİ SINIRLIDIR

Öğretmen ne yapabilir?

Anlatabilir. Örnek verebilir. Tekrar edebilir. Yol gösterebilir. Harita çizebilir.

Ama daha fazlasını yapamaz. Öğretmenin görevi, sınırı ve sorumluluğu bir yerde biter.

Evet. Öğretmenin görevi bir yerde biter. Ondan sonrası öğrencinin sorumluluğudur.

Öğretmen haritayı verir. Ama kazmayı vuracak olan öğrencidir.

Öğretmen yolu gösterir. Ama yürüyecek olan öğrencidir.

Öğretmen tohumu eker. Ama sulayacak, gübreleyecek, büyütecek olan öğrencidir.

ÖĞRENCİNİN SORUMLULUĞU

Öğrenci ne yapmalı?

Anlamalı. Sindirmeli. Düşünmeli. Sorgulamalı. Uygulamalı. Tekrar etmeli. Emek vermeli. En önemlisi de dersi son güne bırakmamalı, düzenli çalışarak sağlam bir altyapı ve zemin oluşturmalı.

Çünkü bilgi, emek ister. Öğrenme, çaba ister. Anlamak, gayret ister.

Kolun zayıfsa, kazmayı vuramazsın. Kasların güçsüzse, toprağı kazamazsın. Harita ne kadar iyi olursa olsun, sen vurmazsan olmaz.

Yılların ihmali, bir çırpıda telafi edilmez.

BİREYSEL FARKLILIKLAR

Kendini yetiştirmiş bir insanla, kendini yetiştirmeyi ihmal etmiş bir insan aynı mıdır?

Aynı değildir.

Biri hazırdır, bir lokmayı yutar. Biri hazır değildir, önüne konsa da yemez.

Biri açtır, her lokmaya koşar. Biri toktur, dönüp bakmaz.

Biri derindir, bir cümleden okyanus çıkarır. Biri yüzeyseldir, okyanus görse bardak sanır.

Bu fark, öğretmenin anlatmasıyla kapanmaz. Bu fark, zamanla, emekle, gayretle kapanır. Ama bu da öğrencinin sorumluluğundadır.

SONUÇ

Ben anlatırım. Ama sen anlamazsan, benim anlatmam yetmez.

Ben veririm. Ama sen almazsan, benim vermem yetmez.

Ben haritayı çizerim. Ama sen kazmayı vurmazsan, benim çizmem yetmez.

Ben yolu gösteririm. Ama sen yürümezsen, benim göstermem yetmez.

Celalettin Rumi'nin dediği gibi, okyanus ne kadar derin olursa olsun, herkes elindeki su kabı kadar istifade eder. Okyanusun büyüklüğü yetmez, su kabımızın da büyük olması gerekir.

Öğrenme, iki taraflı bir denklemdir.

Bir taraf anlatır, bir taraf anlar.

Bir taraf verir, bir taraf alır.

Bir taraf çizer, bir taraf kazar.

İkisi bir araya gelince sonuç doğar.

İki doğru kişi ve iki yeterli çaba bir araya gelmezse, ne yaparsan yap, tam olmaz.
Bu yazıyı paylaş:

Psikolog İzzet Güllü

Tüm süreçler gizlilik ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilir.

Web sitemizin içeriği eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. Sunulan içerikler hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. İlaçlara başlama, değiştirme veya bırakma sürecinde mutlaka bir hekime danışınız.

© 2025 Psikolog İzzet Güllü. Tüm hakları saklıdır.