Psikoloji

Kıskançlık Duygusu

İzzet Güllü
26 Mart 2026
3 dk
Kıskançlık Duygusu
Kıskanmak çoğu zaman sanıldığı gibi “kötü olmak” değil, zihnin aşırı anlam yüklediği bir şeyi kaybetme ihtimaline verdiği abartılı bir tepkidir.
Kıskanmak çoğu zaman sanıldığı gibi “kötü olmak” değil, zihnin aşırı anlam yüklediği bir şeyi kaybetme ihtimaline verdiği abartılı bir tepkidir. İnsan, karşısındaki kişinin haz almasını, keyif yaşamasını ya da başkası tarafından tercih edilmesini tolere edemediğinde aslında şunu söylüyordur: “Bu benim için fazla önemli ve onu kaybetme ihtimali benim için tehdit.” Yani mesele ahlak değil, algı ve önem düzeyi meselesidir.

Zemin & Tepki Teorisi açısından bakıldığında burada bozulma tepkide değil, zemindedir; kişi ya da ilişki olduğundan daha büyük, daha kritik, daha vazgeçilmez bir anlamla yüklenmiştir. Zemin bu kadar şiştiğinde, en küçük risk bile beyin tarafından büyütülür ve sonuç olarak kıskançlık, kontrol etme isteği, huzursuzluk gibi tepkiler üretilir.

Bu mekanizma aslında koruyucudur. Beyin, “çok değerli” olarak etiketlediği şeyi kaybetmemek için alarm sistemi kurar. Nasıl ki beden hayati bir tehlikede refleks üretir, zihin de duygusal bir tehlikede aynı şeyi yapar. Kıskançlık bu anlamda bir saldırı değil, koruma refleksidir. Ancak sorun şurada başlar: Korunan şey gerçek değeriyle değil, yüklenen anlamla korunur. Yani kişi, karşısındakini olduğu için değil, zihninde büyüttüğü versiyonu için kaybetmekten korkar. Bu da kıskançlığı gerçekçi bir duygu olmaktan çıkarıp, abartılı ve yorucu bir hale getirir. Kıskançlık duygusunu abartılı buluruz. Çünkü kişinin yüklediği anlam da zaten abartılıdır. Bu anlamda kişinin kıskançlığı ile yüklediği anlam düzeyi orantılı bir seyir izler aslında.

Kıskançlığın temelinde genellikle üç dinamik vardır:

Birincisi, kişinin kendini ikinci plana düşmüş hissetmesi ve bunun yarattığı değersizlik algısı.

İkincisi, başkasının tercih edilme ihtimalinin “tehdit” olarak kodlanması.

Üçüncüsü ise karşı tarafa yüklenen aşırı anlamdır.

Özellikle bu üçüncü nokta kritik: Bir insan ya da ilişki zihinde ne kadar büyütülürse, onu kaybetme ihtimali de o kadar dramatikleşir. Bu dramatizasyon da kıskançlığı büyütür. Yani kıskançlık çoğu zaman karşı tarafla ilgili değil, zihnin kurduğu büyüklükle ilgilidir. Bir kişi komşusunun aniden zenginleşmesini kıskanabilir. Bu, kötü bir komşu olması ile ilgili değildir. Bu, kişinin statüsünün değişmesi dolayısıyla kendisini terk etme ihtimaline karşı kendisini savunmaya almasıdır.

Bu yüzden kıskançlıkla mücadele etmek, duyguyu bastırmakla değil, algıyı ve zemini düzeltmekle mümkündür.

“Bu gerçekten bu kadar önemli mi?”, “Kaybetsem gerçekten yok olur muyum?” gibi gerçekçi düşünceye kapı aralayan sorular, zihnin abarttığı anlamı küçültmeye başlar.

Anlam küçüldükçe tehdit azalır, tehdit azaldıkça kıskançlık da doğal olarak söner.

Çünkü beyin ancak önemli gördüğü şeyi korur; önemsizleşen şey için alarm üretmez. Kıskançlığı azaltmanın bir diğer yolu ise, kıskandığımız kişiye, kıskançlık duygusunun bizi sürüklediği istikametin tersine, daha verici, daha yakın, daha sıcak davranışlarda bulunmaktır. Beyin kıskançlık yokmuş gibi bir anlam ilihtiva eden davranışlara bakarak kıskançlık yokmuş gibi bir duygu üretmeye başlayacaktır. Kıskançlık bizi uzaklaşmaya sevk ederken tam tersine yakınlaşmak, kıskançlık duygusunu azaltacaktır.

Sonuç olarak kıskançlık, çoğu zaman anlatıldığı gibi karanlık bir karakter özelliği değil; abartılmış bir değerin, abartılmış bir koruma tepkisidir. İnsan kötü olduğu için değil, gerçekçi bakamadığı için kıskanır. Olgunluk ise kıskanmamak değil, neyin gerçekten ne kadar değerli olduğunu doğru tartabilmektir. Zemin doğru kurulduğunda, tepkiler zaten kendiliğinden dengelenir. Daha da önemlisi kıskandığımız halde bu duygunun esiri olmamak, bu duygudan soyutlanarak gerçekçi tavır, tutum ve yaklaşımları gösterebilme becerisini kazanmaktır. Yani bu duyguyu İçimizde yokmuş gibi yaşamak, duygunun davranışlarımızı etkilemesine izin vermemektir. İçinde kıskançlığını alabildiğince özgür yaşa. Ama bu duygunun dış dünyana müdahale etmesine izin verme. Böylece, bu duygunun adım adım küçüldüğünü göreceksin. Kıskançlık bir davranışı yönetmeye başladığı zaman beslenir. Zira duygular sebep olduğu sonuçtan beslenir.
Bu yazıyı paylaş:

Psikolog İzzet Güllü

Tüm süreçler gizlilik ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilir.

Web sitemizin içeriği eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. Sunulan içerikler hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. İlaçlara başlama, değiştirme veya bırakma sürecinde mutlaka bir hekime danışınız.

© 2025 Psikolog İzzet Güllü. Tüm hakları saklıdır.