Güncel
Sabah Yapılan Büyük Hata
İzzet Güllü
24 Mayıs 2026
2 dk

Birçok insan sabah uyandığı anda yataktan hızla kalkıyor. Oysa beden, zihin kadar hızlı uyanmıyor. İnsan organizması uyku sırasında bambaşka bir ritimde çalışıyor.
Sabah Yapılan Büyük Hata
Bu yazı, Japon bir kardiyoloğun ifadelerinden hareketle hazırlanmıştır.
Birçok insan sabah uyandığı anda yataktan hızla kalkıyor. Oysa beden, zihin kadar hızlı uyanmıyor. İnsan organizması uyku sırasında bambaşka bir ritimde çalışıyor. Kalp daha sakin atıyor, tansiyon daha düşük seyrediyor, sinir sistemi daha farklı bir dengede bulunuyor. Siz bir anda ayağa kalktığınızda ise beden bazen bunu normal bir geçiş değil, ani bir alarm gibi algılayabiliyor.
Özellikle hassas sinir sistemine sahip kişilerde bu ani geçiş; çarpıntı, tansiyon dalgalanması, baş dönmesi, mide sıkışması, gerginlik hissi ve yoğun stres hissi oluşturabiliyor. Çünkü organizma bir anda “dinlenme modu”ndan “alarm modu”na geçiyor. Kortizol seviyeleri yükseliyor, damarlar geriliyor, kalp daha yoğun çalışmaya başlıyor. Genç yaşlarda beden bunu daha kolay tolere edebilirken, yaş ilerledikçe ani geçişlerin oluşturduğu yük daha belirgin hale gelebiliyor.
Bu nedenle sabahın ilk dakikaları sanıldığından çok daha önemlidir. Çünkü sinir sistemini güne nasıl başlatırsanız, beden çoğu zaman gün boyunca o frekansta devam eder. Panikle başlayan bir beden gün boyu alarm halinde kalabilir; daha sakin başlayan bir beden ise kendini daha dengeli hissedebilir.
Bugün birçok insan daha güne başlamadan bedenini strese sokuyor. Alarm çalar çalmaz fırlıyor, telefona bakıyor, zihnini ve bedenini bir anda baskı altına sokuyor. Oysa küçük bir yavaşlama bile sinir sistemi üzerinde büyük fark oluşturabilir.
Bu nedenle sabah:
Gözünü açar açmaz hemen ayağa kalkma.
Önce birkaç saniye otur.
Derin ve sakin birkaç nefes al.
Bedeninin ritmini toparlamasına izin ver.
Sonra ayağa kalk.
Bazen bedenin ihtiyacı olan şey hız değil, güven hissidir. İnsan organizması kendini güvende hissettiğinde daha dengeli çalışır. Sürekli alarm halinde yaşayan bir beden ise zamanla en küçük şeyleri bile tehdit gibi algılamaya başlayabilir.
Bugün modern yaşamın en büyük sorunlarından biri de budur: İnsanlar daha güne başlamadan organizmalarını alarma geçiriyorlar. Sonra gün boyu oluşan çarpıntıları, gerginlikleri, mide sıkışmalarını ve tansiyon dalgalanmalarını ayrı ayrı hastalık sanıyorlar. Oysa bazen mesele bedenin verdiği doğal alarm tepkileridir.
Bu yazı, Japon bir kardiyoloğun ifadelerinden hareketle hazırlanmıştır.
Birçok insan sabah uyandığı anda yataktan hızla kalkıyor. Oysa beden, zihin kadar hızlı uyanmıyor. İnsan organizması uyku sırasında bambaşka bir ritimde çalışıyor. Kalp daha sakin atıyor, tansiyon daha düşük seyrediyor, sinir sistemi daha farklı bir dengede bulunuyor. Siz bir anda ayağa kalktığınızda ise beden bazen bunu normal bir geçiş değil, ani bir alarm gibi algılayabiliyor.
Özellikle hassas sinir sistemine sahip kişilerde bu ani geçiş; çarpıntı, tansiyon dalgalanması, baş dönmesi, mide sıkışması, gerginlik hissi ve yoğun stres hissi oluşturabiliyor. Çünkü organizma bir anda “dinlenme modu”ndan “alarm modu”na geçiyor. Kortizol seviyeleri yükseliyor, damarlar geriliyor, kalp daha yoğun çalışmaya başlıyor. Genç yaşlarda beden bunu daha kolay tolere edebilirken, yaş ilerledikçe ani geçişlerin oluşturduğu yük daha belirgin hale gelebiliyor.
Bu nedenle sabahın ilk dakikaları sanıldığından çok daha önemlidir. Çünkü sinir sistemini güne nasıl başlatırsanız, beden çoğu zaman gün boyunca o frekansta devam eder. Panikle başlayan bir beden gün boyu alarm halinde kalabilir; daha sakin başlayan bir beden ise kendini daha dengeli hissedebilir.
Bugün birçok insan daha güne başlamadan bedenini strese sokuyor. Alarm çalar çalmaz fırlıyor, telefona bakıyor, zihnini ve bedenini bir anda baskı altına sokuyor. Oysa küçük bir yavaşlama bile sinir sistemi üzerinde büyük fark oluşturabilir.
Bu nedenle sabah:
Gözünü açar açmaz hemen ayağa kalkma.
Önce birkaç saniye otur.
Derin ve sakin birkaç nefes al.
Bedeninin ritmini toparlamasına izin ver.
Sonra ayağa kalk.
Bazen bedenin ihtiyacı olan şey hız değil, güven hissidir. İnsan organizması kendini güvende hissettiğinde daha dengeli çalışır. Sürekli alarm halinde yaşayan bir beden ise zamanla en küçük şeyleri bile tehdit gibi algılamaya başlayabilir.
Bugün modern yaşamın en büyük sorunlarından biri de budur: İnsanlar daha güne başlamadan organizmalarını alarma geçiriyorlar. Sonra gün boyu oluşan çarpıntıları, gerginlikleri, mide sıkışmalarını ve tansiyon dalgalanmalarını ayrı ayrı hastalık sanıyorlar. Oysa bazen mesele bedenin verdiği doğal alarm tepkileridir.
Bu yazıyı paylaş: