Psikoloji

Terapi Sorun Çözer mi

İzzet Güllü
12 Mayıs 2026
3 dk
Terapi Sorun Çözer mi
Terapilerin etkinliği son derece sınırlıdır ve tüm klasik terapiler birbirine çok yakın düzeyde bir etkinliğe sahiptir.
Yapılan araştırmalarda, farklı terapi tekniklerinin birbirine çok yakın düzeyde sonuç verdiği ve bu etkinin de son derece sınırlı olduğu görülmektedir.

Bu sonuç aslında, tüm terapilerin birbirinden farklı gibi görünen felsefi kurgularının sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlamadığını göstermektedir. Yani doğru hedefe nişan almadıktan, doğru noktaya ateş etmedikten sonra kullandığınız silahın tabanca, tüfek ya da füze olması sonucu değiştirmiyor.

Zemindeki hastalık algısı, zemindeki hassasiyet ve bozuk algılar merkeze konulmadığında, kullandığınız terapi metodunun diğer tekniklerden hiçbir farkı olmuyor. Yani 20 seans çocukluk travması anlattığınız bir EMDR terapisinin daha kısa süre hikaye dinleyen bir BDT terapisinden çok da bir farkı yok.

Gerçek bu olduğu halde bugün uzmanlar falan terapi ile falan sorun, filan terapi ile de filan sorun çözülüyormuş gibi, terapiler psikolojik sorunların müstakil tedavi ajanıymış gibi bir algı yaratıyor. Oysa terapiler literatürde, sınırlı etkiye sahip, sadece medikal tedaviyi destekleyici yaklaşımlar olarak görülür.

Psikoterapi literatüründe "ortak faktörler" denilen bir kavram vardır. Terapilerin farklı tekniklere rağmen benzer sonuçlar vermesi, iyileşmenin teknikten ziyade sürecin doğasında saklı olan bu vb hususlarla ilgili olduğunu gösteriyor.

​Tekniklerin Benzerliği ve Sınırlı Etki Alanı

​Modern psikoterapi dünyası, yüzlerce farklı ekolün (Bilişsel Davranışçı, Psikodinamik, İnsancıl vb.) rekabetine sahne olsa da, ampirik veriler bu ekollerin etkinlik açısından birbirine üstünlük kuramadığını göstermektedir. Bu makale, terapilerin neden benzer başarı oranlarına sahip olduğunu ve klinik bir "çözüm"den ziyade neden "destekleyici bir unsur" olarak konumlandırılması gerektiğini incelemektedir.

​1. Dodo Kuşu Kararı ve Eşitlik Kuramı

​1936'da Saul Rosenzweig tarafından ortaya atılan ve 1970'lerde Lester Luborsky tarafından verilerle desteklenen "Dodo Kuşu Kararı", tüm terapi türlerinin —kuramsal temelleri ne kadar farklı olursa olsun— günün sonunda yaklaşık aynı oranda iyileşme sağladığını savunur.

​Bu durumun temel sebebi, başarının %15 gibi düşük bir oranının spesifik tekniklere (maruz bırakma, serbest çağrışım vb.) bağlı olmasıdır. Geri kalan büyük payı ise şu Ortak Faktörler belirler:

​Terapötik İttifak: Danışan ve terapist arasındaki bağın kalitesi.

​Empati ve Kabul: Anlaşıldığını hissetme duygusu.

​Plasebo Etkisi: Bir yardım alma sürecine girmiş olmanın yarattığı beklenti ve umut.

​2. Terapinin Doğası: Çözüm mü, Destek mi?

​Psikoterapiler sıklıkla bir "sorun çözme makinesi" veya "kesin tedavi yöntemi" olarak pazarlanmaktadır. Ancak araştırmalar, terapinin etkisinin sanıldığından daha mütevazı olduğunu kanıtlamaktadır:

​Sınırlı Başarı Oranları: Meta-analizler, terapi görenlerin görmeyenlere oranla daha iyi durumda olduğunu gösterse de, tam iyileşme (remisyon) oranlarının çoğu bozuklukta %50-60 bandını aşamadığını ortaya koymaktadır.

​Biyopsikososyal Bütünlük: İnsanın ruhsal durumu; ekonomik şartlar, biyolojik yatkınlık ve sosyal çevre gibi terapistin kontrolü dışındaki unsurlarla şekillenir. Dolayısıyla terapi, hayatın getirdiği zorlukları ortadan kaldıran bir "çözüm" değil, bireyin bu zorluklarla baş etme kapasitesini artıran bir destek mekanizmasıdır.

​3. Sonuç ve Değerlendirme

​Terapilerin birbirine yakın başarı göstermesi, meselenin "hangi tekniğin uygulandığı" değil, "insani bir etkileşimin nasıl kurulduğu" ile ilgili olduğunu kanıtlar. Terapinin mutlak bir tedavi edici güç gibi yansıtılması, danışanlarda gerçek dışı beklentiler yaratarak hayal kırıklığına yol açmaktadır. Sonuç olarak; psikoterapi, hayatın karmaşıklığı içinde bir rehberlik ve farkındalık süreci olarak görülmeli, her şeyi çözen bir "klinik operasyon" muamelesi görmekten vazgeçilmelidir.

​Araştırma Notu: Lambert'in (1992) çalışmasına göre değişimdeki paylar şöyledir: %40 terapi dışı faktörler (sosyal destek, şans), %15 plasebo, %30 terapötik ilişki ve sadece %15 teknik yöntemler.

Bu Yazıyı Dinle

0:004:35
Bu yazıyı paylaş:

Psikolog İzzet Güllü

Tüm süreçler gizlilik ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilir.

Web sitemizin içeriği eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. Sunulan içerikler hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. İlaçlara başlama, değiştirme veya bırakma sürecinde mutlaka bir hekime danışınız.

© 2025 Psikolog İzzet Güllü. Tüm hakları saklıdır.