Psikoloji
Zemin - Tepki Modeli
İzzet Güllü
25 Aralık 2025
8 dk

Zemin–Tepki Modeli, 25 yıllık hastane/klinik deneyimimin ve 30.000 saatten fazla vaka tecrübemin bir sonucu olarak zaman içinde oluşmuş, gelişe gelişe bugünkü halini almıştır.
Bu bu model 25 yıllık hastane/klinik deneyimimin ve 30.000 saatten fazla vaka tecrübemin bir sonucu olarak zaman içinde oluşmuş, gelişe gelişe bugünkü halini almıştır.
Haddizatında tüm psikoloji ve terapi modelleri bu şekilde, sahada doğmuştur. Dolayısı ile bu, şaşırtıcı gelmemelidir. Bu özgün psikoloji ve terapi modeli bugün binlerce insanın evlerinde dönüşümüne imza atmaktadır. Şimdi kısaca bu çözüm modelini, bu psikoloji felsefesini tanıyalım. Psikolojiye Hastalık ya da Bozukluk Değil, Tepki Olarak Bakmak Bugün psikoloji alanında hakim olan iki temel yaklaşım vardır. Psikiyatri, psikolojik yaşantılara çoğunlukla hastalık penceresinden bakar. Yani altta biyolojik bir patoloji, kimyasal bir bozulma, beyin temelli bir arıza arar.
Psikoloji disiplini ise bu yaşantıları genellikle bozukluk olarak tanımlar. Yani normal kabul edilen ölçülerin dışına çıkmış bir durumdan söz eder. Her iki yaklaşım da şu temel soruyu sormaz: Bu yaşanan şey bir arıza mı, yoksa bir tepki mi? Bir örnekle açıklayacak olursak mide kusuyor, evet. Ortada bir kusma davranışı var. Ortada bir sorun var gibi görünüyor. Tamam, fakat bu mide hasta olduğu için mi, kusma davranışı bozuk olduğu için mi yoksa organizma bu gıdayı bozuk gıda algıladığı için mi kusuyor? İlk iki olasılık arıza var odaklı bir açıklama getirir. Son açıklamada ise ilgili durum son derece sağlıklı bir tepki olarak görülür. Ortadaki durumu en fazla hatalı "gıda bozuk" algısına verilen bir tepki olarak görür.
Bu model duyguları değil, algıları bozuk kabul eder. Olgu sorunu yok, algı sorunu var der. Söz gelimi kaygı bozukluğu demez, kaygı algısı bozukluğu der. Düşünce bozukluğu demez, düşünce algısı bozukluğu der. Haliyle duygular üzerinde durmaz, algılar üzerinde durur. Duyguların bozulmadığını, sadece algıya verilen bir tepki olduğunu söyler. Duygular bozulmaz, sadece değişir der.
Bu model hiçbir şeyin tek başına sonuç doğurmadığını, iki şey bir araya geldiğinde sonuç doğurduğunu iddia eder. Bu iki şeyi de algı ve zemin olarak adlandırır. Bu durumu, yaralanmak için yukarıdan atlamak yetmez, sert bir zemine de düşmek gerekir diye örneklendirir. Yine yağmur ıslanmak için yeterli değildir. Şemsiye kullanmamak da gerekir der.
Zemin–Tepki Modeli psikolojiyi bozulmuş bir mekanizma olarak değil, bir zeminde ortaya çıkan tepki olarak ele alır dedik. Çünkü doğada, bedende ve insanda ortaya çıkan hiçbir şey zeminsiz değildir. Hiçbir olgu havada, boşlukta kendiliğinden oluşmaz. Sinekler durup dururken ortaya çıkmaz. Bataklık zemininde ortaya çıkar. Hastalıklar tek başına mikrop yüzünden oluşmaz. Bağışıklığın düştüğü zeminde ortaya çıkar. Şeker zemini varsa baklava şekeri yükseltir. Yoksa her baklava yiyende şeker yükselmez. Baklava yiyip yememe meselesi değil, zemin meselesi. Herkes çok yemek yer ama herkes kilo almaz. Yeme içme meselesi değil, bünye, metabolizma yani zemin meselesi. Travma var yok meselesi değil. Herkes travma yaşar ama kimi gece gündüz ağlarken kimisi gülüp geçer. Herkesin aklına düşünce gelir ama kimisi doktor doktor gezerken kimisi oralı bile olmaz. Bir kayınvalideye duyulan yoğun öfke, durup dururken oluşmaz. Kayınvalideye ilişkin hassasiyetin, beklentinin, kırılganlığın arttığı zeminde oluşur. Öğretmenin zemini çocukların derse geç kalmasına karşı çok duyarlıdır. Bu durumda bir çocuk iki dakika bile gecikse, öğretmen de psikoloji meydana gelir.
Yani mesele sinek değildir, bataklıktır. Mesele mikrop değildir, bağışıklıktır. Mesele kayınvalide değildir, zemindir. Özetle, mesele psikoloji ve psikiyatri sektörünün düşündüğü gibi bir duygunun ya da düşüncenin varlığı yokluğu, azlığı çokluğu, hayatımızda ortaya çıkıp çıkmaması meselesi değildir. Bütün bunların hangi zemin üzerinde ortaya çıktığı meselesidir.
Bu temel yaklaşım farkı çözüm çabalarını da etkiler. Zira bir sorunu duygu ve düşünce sorunu görürseniz duygu ve düşünce üzerinde durursunuz. Bir sorunu travma sorunu görürseniz travma üzerinde durursunuz. Bir sorunu zemin ve tepki sorunu algı sorun olarak görürseniz zemin ve algı üzerinde çalışırsınız.
Zemin–Tepki Modeli şunu söyler:
Psikoloji bozulmaz. Psikoloji üretilir. Ama bu üretim rastgele değildir. Belirli bir zemin üzerinde, belirli bir algıya verilen tepki olarak ortaya çıkar. Psikoloji Nedir? Bu modele göre psikoloji, insan organizmasının algıladığı şeye verdiği tepkidir. Ve bu algı, her zaman bir zeminde çalışır. Bir algı tek başına psikoloji üretmez. Bir zemin de tek başına psikoloji üretmez. Psikoloji, zemin + algı + tepki üçlüsünün ürünüdür. Eğer zemin duyarlılığı düşükse, hatalı algılar bile psikoloji üretmez. Ama zemin duyarlılığı yüksekse, bazen ortada ciddi bir hata bile yokken psikoloji oluşabilir. Bu yüzden aynı olay bir insanda hiçbir etki oluşturmazken, başka bir insanda yoğun kaygı, korku, öfke ya da takıntı üretebilir. Olay aynı, algı benzer, ama zemin farklıdır.
Zemin Nedir?
Zemin; hassasiyet, kırılganlık, beklenti, önem atfetme, değer yükleme ve anlamlandırma biçimidir. Zemin, fiziksel sağlık alanında bizim "bünye" diye tarif ettiğimiz durumun ruh sağlığı alanındaki karşılığıdır. Zemin arttıkça organizmanın tepkisi de artar. Bir insan için “ayıp” kavramı aşırı hassas bir zeminse, en küçük davranış bile utanç psikolojisi üretir. Bir insan için “terk edilme” aşırı hassas bir zeminse, en ufak mesafe bile panik üretir. Bir insan için “hastalanma” zemini çok duyarlıysa, en küçük bedensel belirti bile ciddi kaygı üretir.
Burada sorun düşünce değildir. Sorun olay değildir. Sorun, zeminin aşırı duyarlı hale gelmiş olmasıdır.
Hatalı Algı Tek Başına Psikoloji Üretir mi?
Hayır. Hatalı algı tek başına psikoloji üretmez. Bir insan “Ya kalbim durursa?” diye düşünebilir. Ama bu düşünce, zemin duyarlılığı yoksa gelip geçer. Aynı düşünce, zemin duyarlılığı varsa bedeni alarma geçirir. Kalp hızlanır, nefes daralır, korku büyür. Demek ki sorun düşünce değil; düşüncenin hangi zemine düştüğüdür. Mesele 5. kattan atlamak değildir, sert ya da yumuşak bir zemine düşüp düşmemektir. Hatta bazen zemin o kadar hassastır ki, ortada hatalı bir algı bile yoktur ama yine de psikoloji oluşur. Kişi “her şey yolunda” der ama bedeni huzursuzdur. Çünkü zemin alarmdadır.
Psikoloji Neden Kalıcı Gibi Hissedilir?
Çünkü çoğu yaklaşım tepkiye odaklanır. Belirtiyi bastırmaya çalışır. Duyguyu susturmaya çalışır. Düşünceyle savaşır. Ama zemin aynı kaldığı sürece, bastırılan her tepki başka bir yerden tekrar ortaya çıkar. Tıpkı bataklığı kurutmadan sinek ilacı sıkmak gibidir. Sinek ölür, yenisi gelir. Zemin–Tepki Modeli, sinekle değil bataklıkla çalışır. Çözüm Nedir? Çözüm; psikolojiyi ortadan kaldırmaya çalışmak değil, psikolojiyi üreten zemini dönüştürmektir. Zemin duyarlılığı azaldığında Hatalı algılar psikoloji üretmez. Yani bünye kuvvetlendiğinde mikroplar hastalık oluşturmaz. Bedensel tepkiler söner. Düşünceler anlamını kaybeder. Organizma kendiliğinden dengelenir. Bu modelde amaç “hiç korkmamak”, “hiç üzülmemek”, “hiç düşünmemek” değildir. Amaç, bu yaşantıların alarm olmaktan çıkmasıdır. Bu Model Neyi Yapmaz? Tanı koymaz. Hastalık etiketi yapıştırmaz. Kişiyi “bozuk” olarak tanımlamaz. Duygularla savaşmaz. Belirtileri düşman gibi görmez. Çünkü bu modele göre duygu da, tepki de organizmanın dilidir. Bu Model Ne Yapar? Zemini tespit eder. Zemindeki hassasiyeti düşürür. Hatalı algıyı doğru algıyla değiştirir. Yanlış sinyallerin organizmaya gitmesini engeller. Tepkiyi değil, tepkiyi üreten yapıyı dönüştürür. Zemin dönüştüğünde, psikoloji kendiliğinden çözülür. Çünkü artık üretilecek bir şey kalmaz. Organizma tehlike modunda hassasiyet üretir. Zira tehlike anında hassasiyetimiz artmalıdır ki biz harekete geçebilelim. Çünkü beyin bilir ki insan ancak duyarlı hale geldiğinde harekete geçer. Duyarlılığı artmış bir insan zor durumdaki birisine yardım etmek için harekete geçer ya, aynen bunun gibi. Bu sebeple organizma tehlike algıladığında ilk iş olarak duyarlılığı artırır ve beyin hatalı algılarla da sürekli tehlike sinyali alarak bu duyarlılığı aktive eder, diri tutar. Doğru algı eğitimiyle hatalı sinyaller gitmediğinde, hassas zemin dönüşerek duyarlılığını kaybettiğinde psikoloji oluşmaz. Çünkü bu modele göre psikoloji bozuk ya da hasta olduğu için oluşmaz, bir tepki olarak ortaya çıkar. Psikoloji aslında anormallik algısına yani tehlike algısına verilen bir tepkidir. Bu sebepledir ki panik ataktaki kalp çarpıntısı bizi doktor doktor gezdirirken merdiven çıkarken ki kalp çarpıntısı en ufak bir psikoloji oluşturmaz. Zira beyin birini anormal, diğerine normal algılar. Beyin normal algıladığında psikoloji üretmez O halde çare beyne normal algılamayı öğretmektir. Sektör ise bize tam tersine, duygu ve düşünceleri anormal algılamayı öğretmiştir. Bütün duygu ve düşünceleri kategorileştirmiş ve klinikleştirmiştir. Böylece bir grup duygu ve düşünceye karşı hassasiyetimizi yükseltmiştir. Ve hatalı algılarla (uyarıcı ve sinyaller) bu duyarlılığı sürekli aktive etmiştir. Bu sebeple sorunlar Son 20, 30 yılda katlanarak artmıştır. Sonuç Zemin–Tepki Modeli şunu söyler: İnsan arızalı değildir. Psikoloji hastalık değildir. Yaşananlar, bir zeminde ortaya çıkan anlamlı tepkilerdir. Zemin doğru kurulduğunda: Psikoloji oluşmaz. Oluşsa bile kalıcı olmaz. İnsan kendi kendini düzenler. Burada yapılan şey, insanı düzeltmek değil; yanlış yere bakmayı bırakıp doğru yere bakmayı öğretmektir. Algı değişimi bilgi ile olur. Zira algı bilgi ve kavramlar üzerinden kurulur Bu sebeple algı eğitiminde kavramları ve bilgiyi değiştirmeye odaklanır. Bunu ikna yoluyla yapar. Yine bilinçaltı dönüşümünde de telkini ve program kullanır. Zira gerçek dönüşümün eğitimde ve programla olduğunu kabul eder. Tıpkı bir diyet programında olduğu gibi. Tıpkı antrenman programında olduğu gibi. Tıpkı ders çalışma programında olduğu gibi. Tıpkı bir ilacın programlı alındığında daha çok etkili olması gibi. Bu model haftalık seansların ve terapilerin değişim için yeterli olmadığını düşünür. Çünkü haftada bir ilaç içmekle şifa olmaz. Haftada bir spor yapmakla başarı gelmez. Haftada bir ders çalışmakla sınav kazanılmaz. Haftada bir yemek yemekle sağlıklı beslenme olmaz. Sonuç olarak bu model sadece psikolojiyi ve sorunları anlamaya değil, çözümüne de bambaşka bir yaklaşım ve model getirmiştir. Hikaye dinlemeden, çocukluğa inmeden, travma arayıp bulmadan, serotoninin indi çıktı veya tramvan var yok demeden, sadece video - kitap - program konsepti ile binlerce insanın sorunlarının evlerde çözümüne vesile olmuştur. Bu eşsiz çözüm modeli ile alanda adeta sessiz bir devrim gerçekleşmektedir.
Haddizatında tüm psikoloji ve terapi modelleri bu şekilde, sahada doğmuştur. Dolayısı ile bu, şaşırtıcı gelmemelidir. Bu özgün psikoloji ve terapi modeli bugün binlerce insanın evlerinde dönüşümüne imza atmaktadır. Şimdi kısaca bu çözüm modelini, bu psikoloji felsefesini tanıyalım. Psikolojiye Hastalık ya da Bozukluk Değil, Tepki Olarak Bakmak Bugün psikoloji alanında hakim olan iki temel yaklaşım vardır. Psikiyatri, psikolojik yaşantılara çoğunlukla hastalık penceresinden bakar. Yani altta biyolojik bir patoloji, kimyasal bir bozulma, beyin temelli bir arıza arar.
Psikoloji disiplini ise bu yaşantıları genellikle bozukluk olarak tanımlar. Yani normal kabul edilen ölçülerin dışına çıkmış bir durumdan söz eder. Her iki yaklaşım da şu temel soruyu sormaz: Bu yaşanan şey bir arıza mı, yoksa bir tepki mi? Bir örnekle açıklayacak olursak mide kusuyor, evet. Ortada bir kusma davranışı var. Ortada bir sorun var gibi görünüyor. Tamam, fakat bu mide hasta olduğu için mi, kusma davranışı bozuk olduğu için mi yoksa organizma bu gıdayı bozuk gıda algıladığı için mi kusuyor? İlk iki olasılık arıza var odaklı bir açıklama getirir. Son açıklamada ise ilgili durum son derece sağlıklı bir tepki olarak görülür. Ortadaki durumu en fazla hatalı "gıda bozuk" algısına verilen bir tepki olarak görür.
Bu model duyguları değil, algıları bozuk kabul eder. Olgu sorunu yok, algı sorunu var der. Söz gelimi kaygı bozukluğu demez, kaygı algısı bozukluğu der. Düşünce bozukluğu demez, düşünce algısı bozukluğu der. Haliyle duygular üzerinde durmaz, algılar üzerinde durur. Duyguların bozulmadığını, sadece algıya verilen bir tepki olduğunu söyler. Duygular bozulmaz, sadece değişir der.
Bu model hiçbir şeyin tek başına sonuç doğurmadığını, iki şey bir araya geldiğinde sonuç doğurduğunu iddia eder. Bu iki şeyi de algı ve zemin olarak adlandırır. Bu durumu, yaralanmak için yukarıdan atlamak yetmez, sert bir zemine de düşmek gerekir diye örneklendirir. Yine yağmur ıslanmak için yeterli değildir. Şemsiye kullanmamak da gerekir der.
Zemin–Tepki Modeli psikolojiyi bozulmuş bir mekanizma olarak değil, bir zeminde ortaya çıkan tepki olarak ele alır dedik. Çünkü doğada, bedende ve insanda ortaya çıkan hiçbir şey zeminsiz değildir. Hiçbir olgu havada, boşlukta kendiliğinden oluşmaz. Sinekler durup dururken ortaya çıkmaz. Bataklık zemininde ortaya çıkar. Hastalıklar tek başına mikrop yüzünden oluşmaz. Bağışıklığın düştüğü zeminde ortaya çıkar. Şeker zemini varsa baklava şekeri yükseltir. Yoksa her baklava yiyende şeker yükselmez. Baklava yiyip yememe meselesi değil, zemin meselesi. Herkes çok yemek yer ama herkes kilo almaz. Yeme içme meselesi değil, bünye, metabolizma yani zemin meselesi. Travma var yok meselesi değil. Herkes travma yaşar ama kimi gece gündüz ağlarken kimisi gülüp geçer. Herkesin aklına düşünce gelir ama kimisi doktor doktor gezerken kimisi oralı bile olmaz. Bir kayınvalideye duyulan yoğun öfke, durup dururken oluşmaz. Kayınvalideye ilişkin hassasiyetin, beklentinin, kırılganlığın arttığı zeminde oluşur. Öğretmenin zemini çocukların derse geç kalmasına karşı çok duyarlıdır. Bu durumda bir çocuk iki dakika bile gecikse, öğretmen de psikoloji meydana gelir.
Yani mesele sinek değildir, bataklıktır. Mesele mikrop değildir, bağışıklıktır. Mesele kayınvalide değildir, zemindir. Özetle, mesele psikoloji ve psikiyatri sektörünün düşündüğü gibi bir duygunun ya da düşüncenin varlığı yokluğu, azlığı çokluğu, hayatımızda ortaya çıkıp çıkmaması meselesi değildir. Bütün bunların hangi zemin üzerinde ortaya çıktığı meselesidir.
Bu temel yaklaşım farkı çözüm çabalarını da etkiler. Zira bir sorunu duygu ve düşünce sorunu görürseniz duygu ve düşünce üzerinde durursunuz. Bir sorunu travma sorunu görürseniz travma üzerinde durursunuz. Bir sorunu zemin ve tepki sorunu algı sorun olarak görürseniz zemin ve algı üzerinde çalışırsınız.
Zemin–Tepki Modeli şunu söyler:
Psikoloji bozulmaz. Psikoloji üretilir. Ama bu üretim rastgele değildir. Belirli bir zemin üzerinde, belirli bir algıya verilen tepki olarak ortaya çıkar. Psikoloji Nedir? Bu modele göre psikoloji, insan organizmasının algıladığı şeye verdiği tepkidir. Ve bu algı, her zaman bir zeminde çalışır. Bir algı tek başına psikoloji üretmez. Bir zemin de tek başına psikoloji üretmez. Psikoloji, zemin + algı + tepki üçlüsünün ürünüdür. Eğer zemin duyarlılığı düşükse, hatalı algılar bile psikoloji üretmez. Ama zemin duyarlılığı yüksekse, bazen ortada ciddi bir hata bile yokken psikoloji oluşabilir. Bu yüzden aynı olay bir insanda hiçbir etki oluşturmazken, başka bir insanda yoğun kaygı, korku, öfke ya da takıntı üretebilir. Olay aynı, algı benzer, ama zemin farklıdır.
Zemin Nedir?
Zemin; hassasiyet, kırılganlık, beklenti, önem atfetme, değer yükleme ve anlamlandırma biçimidir. Zemin, fiziksel sağlık alanında bizim "bünye" diye tarif ettiğimiz durumun ruh sağlığı alanındaki karşılığıdır. Zemin arttıkça organizmanın tepkisi de artar. Bir insan için “ayıp” kavramı aşırı hassas bir zeminse, en küçük davranış bile utanç psikolojisi üretir. Bir insan için “terk edilme” aşırı hassas bir zeminse, en ufak mesafe bile panik üretir. Bir insan için “hastalanma” zemini çok duyarlıysa, en küçük bedensel belirti bile ciddi kaygı üretir.
Burada sorun düşünce değildir. Sorun olay değildir. Sorun, zeminin aşırı duyarlı hale gelmiş olmasıdır.
Hatalı Algı Tek Başına Psikoloji Üretir mi?
Hayır. Hatalı algı tek başına psikoloji üretmez. Bir insan “Ya kalbim durursa?” diye düşünebilir. Ama bu düşünce, zemin duyarlılığı yoksa gelip geçer. Aynı düşünce, zemin duyarlılığı varsa bedeni alarma geçirir. Kalp hızlanır, nefes daralır, korku büyür. Demek ki sorun düşünce değil; düşüncenin hangi zemine düştüğüdür. Mesele 5. kattan atlamak değildir, sert ya da yumuşak bir zemine düşüp düşmemektir. Hatta bazen zemin o kadar hassastır ki, ortada hatalı bir algı bile yoktur ama yine de psikoloji oluşur. Kişi “her şey yolunda” der ama bedeni huzursuzdur. Çünkü zemin alarmdadır.
Psikoloji Neden Kalıcı Gibi Hissedilir?
Çünkü çoğu yaklaşım tepkiye odaklanır. Belirtiyi bastırmaya çalışır. Duyguyu susturmaya çalışır. Düşünceyle savaşır. Ama zemin aynı kaldığı sürece, bastırılan her tepki başka bir yerden tekrar ortaya çıkar. Tıpkı bataklığı kurutmadan sinek ilacı sıkmak gibidir. Sinek ölür, yenisi gelir. Zemin–Tepki Modeli, sinekle değil bataklıkla çalışır. Çözüm Nedir? Çözüm; psikolojiyi ortadan kaldırmaya çalışmak değil, psikolojiyi üreten zemini dönüştürmektir. Zemin duyarlılığı azaldığında Hatalı algılar psikoloji üretmez. Yani bünye kuvvetlendiğinde mikroplar hastalık oluşturmaz. Bedensel tepkiler söner. Düşünceler anlamını kaybeder. Organizma kendiliğinden dengelenir. Bu modelde amaç “hiç korkmamak”, “hiç üzülmemek”, “hiç düşünmemek” değildir. Amaç, bu yaşantıların alarm olmaktan çıkmasıdır. Bu Model Neyi Yapmaz? Tanı koymaz. Hastalık etiketi yapıştırmaz. Kişiyi “bozuk” olarak tanımlamaz. Duygularla savaşmaz. Belirtileri düşman gibi görmez. Çünkü bu modele göre duygu da, tepki de organizmanın dilidir. Bu Model Ne Yapar? Zemini tespit eder. Zemindeki hassasiyeti düşürür. Hatalı algıyı doğru algıyla değiştirir. Yanlış sinyallerin organizmaya gitmesini engeller. Tepkiyi değil, tepkiyi üreten yapıyı dönüştürür. Zemin dönüştüğünde, psikoloji kendiliğinden çözülür. Çünkü artık üretilecek bir şey kalmaz. Organizma tehlike modunda hassasiyet üretir. Zira tehlike anında hassasiyetimiz artmalıdır ki biz harekete geçebilelim. Çünkü beyin bilir ki insan ancak duyarlı hale geldiğinde harekete geçer. Duyarlılığı artmış bir insan zor durumdaki birisine yardım etmek için harekete geçer ya, aynen bunun gibi. Bu sebeple organizma tehlike algıladığında ilk iş olarak duyarlılığı artırır ve beyin hatalı algılarla da sürekli tehlike sinyali alarak bu duyarlılığı aktive eder, diri tutar. Doğru algı eğitimiyle hatalı sinyaller gitmediğinde, hassas zemin dönüşerek duyarlılığını kaybettiğinde psikoloji oluşmaz. Çünkü bu modele göre psikoloji bozuk ya da hasta olduğu için oluşmaz, bir tepki olarak ortaya çıkar. Psikoloji aslında anormallik algısına yani tehlike algısına verilen bir tepkidir. Bu sebepledir ki panik ataktaki kalp çarpıntısı bizi doktor doktor gezdirirken merdiven çıkarken ki kalp çarpıntısı en ufak bir psikoloji oluşturmaz. Zira beyin birini anormal, diğerine normal algılar. Beyin normal algıladığında psikoloji üretmez O halde çare beyne normal algılamayı öğretmektir. Sektör ise bize tam tersine, duygu ve düşünceleri anormal algılamayı öğretmiştir. Bütün duygu ve düşünceleri kategorileştirmiş ve klinikleştirmiştir. Böylece bir grup duygu ve düşünceye karşı hassasiyetimizi yükseltmiştir. Ve hatalı algılarla (uyarıcı ve sinyaller) bu duyarlılığı sürekli aktive etmiştir. Bu sebeple sorunlar Son 20, 30 yılda katlanarak artmıştır. Sonuç Zemin–Tepki Modeli şunu söyler: İnsan arızalı değildir. Psikoloji hastalık değildir. Yaşananlar, bir zeminde ortaya çıkan anlamlı tepkilerdir. Zemin doğru kurulduğunda: Psikoloji oluşmaz. Oluşsa bile kalıcı olmaz. İnsan kendi kendini düzenler. Burada yapılan şey, insanı düzeltmek değil; yanlış yere bakmayı bırakıp doğru yere bakmayı öğretmektir. Algı değişimi bilgi ile olur. Zira algı bilgi ve kavramlar üzerinden kurulur Bu sebeple algı eğitiminde kavramları ve bilgiyi değiştirmeye odaklanır. Bunu ikna yoluyla yapar. Yine bilinçaltı dönüşümünde de telkini ve program kullanır. Zira gerçek dönüşümün eğitimde ve programla olduğunu kabul eder. Tıpkı bir diyet programında olduğu gibi. Tıpkı antrenman programında olduğu gibi. Tıpkı ders çalışma programında olduğu gibi. Tıpkı bir ilacın programlı alındığında daha çok etkili olması gibi. Bu model haftalık seansların ve terapilerin değişim için yeterli olmadığını düşünür. Çünkü haftada bir ilaç içmekle şifa olmaz. Haftada bir spor yapmakla başarı gelmez. Haftada bir ders çalışmakla sınav kazanılmaz. Haftada bir yemek yemekle sağlıklı beslenme olmaz. Sonuç olarak bu model sadece psikolojiyi ve sorunları anlamaya değil, çözümüne de bambaşka bir yaklaşım ve model getirmiştir. Hikaye dinlemeden, çocukluğa inmeden, travma arayıp bulmadan, serotoninin indi çıktı veya tramvan var yok demeden, sadece video - kitap - program konsepti ile binlerce insanın sorunlarının evlerde çözümüne vesile olmuştur. Bu eşsiz çözüm modeli ile alanda adeta sessiz bir devrim gerçekleşmektedir.
Bu yazıyı paylaş: